eskiden yoruldum kelimesini ne kadar kolayca söylermişim aslında hiç te hakketmeden.Şimdi bunu daha da çok içime sindire sindire anlıyorum.Eğer tatlı mı tatlı ama bir o kadar hareketli bir minik canavarınız varsa evde, akşam devamlı günlük taze yemek bekleyen bir eş, onlarca cevap bekleyen telefon konuşmalarınız, yetiştirilmeye söz verilmiş işleriniz,ajandanızda sizin tik atmanızı bekleyen yapılacaklar ve aranacaklar listeniz,cevap bekleyen maillar,her gün sesini duymadan işlerinizin rast gitmeyeceğiniz düşündüğünüz ve ilk iş aradığınız bir tatlı anneniz,günde 1500 kez toparlanan ve tekrar dökülüp ve tekrar ve tekrar… toplanan oyuncaklar,gece uyuyalım mı oğlum deyip te ‘HAYIY’ ‘HAYIY’ deyip kaçan bir kıvırcık kafa (Emir),gece bilgisayarın başında sabahı bekleyen kahve fincanları,yaz planları,iş planları,yeni tasarımlar için beyin fırtınaları vs…….bazen kendime bende hayretle şaşıyorum günde 5 saat uykuyla (ki en az 2 kez emir tarafından delik deşik ediliyor) yaşamaya nasıl da alıştım.Küçükken annem bizden sonra yatardı ve bizden önce kalkardı derdim ki anneler hiç uyumaz mı evet anneler süper kahramanmış ve hiç ama hiççççç yorulmazmış bunu anne olunca anladım. Evet durup durup şu ara kendime en çok sorduğum soru’’Yorulmak mı o da nesi??????……………..”
şehnaz
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder