emiri ve çocukları izledim geçen hafta kumsalda.Büyük bir ciddiyetle elbirliğiyle bir harfiyat çalışması vardı kumda kimi kum taşıyor kimi kazıyor kimi su taşıyor tabi bu görev emirin su demek emir demek:) gözlerim doldu.birçok şey geldi aklıma yazmak istedim şimdide bunları...
ne zaman büyüdün sen hastaneden geldiğimiz günü hatırlıyorum evde bir şaşkındım bir emir bir koja ve bir ben.Allahım ben şimdi napıcam tek başıma derken emir şimdi 2,5 yaşında ve arkadaş grubu var oyun oynuyor pehhhhhh zaman nasıl dahızla akıyor, biz yaşlanıyoruz derdi canım annem işte bundan bahsedermişte bilmezmişim...
her anın tadını çıkarmak ondan keyif almak gerek fotoğraflara bakarken hep bunu düşünürüm bir daha o geçen günü aynı tadında yaşama şansımız yok.belkide sağlığımız elvermeyecek bilemeyiz yarını o nedenle heran gülmeli insan güldürmeli.Mutlu olamalı mutlu etmeli dostları arkadaşları evlatları anneleri babaları herkesi ama herkesi.
emiri seyrederken büyüdüğümü anladım. hep deniz demek kum demek ikoncanlar gibi takıp takıştırıp şezlongta bikini defilesi getirmez aklıma benim hep çocukluğumu anarım.
her sezon canım annemin bize aldığı kolluklar simitler kovalar kürekler gelir aklıma.
Yada özenle tatile gitmeden diktiği havlu elbiseler:)))
kaç yaşındaydım ilk güneş gözlüğümüz aldığımda diye düşünürüm.şimdi 1 yaşında bebek arabasında kurulan minnoşların bile var maşallah.Allah hepsini korusun.
Ahhh ahhh o deminde dedim ya her dakikanın anın keyfi diye bak şimdi dönebilir miyiz annem babamla gidilen o havlu elbiseli kırmızı çiçekli bikinili, tokyo terlikli, şile bezinden deniz elbiseli tatile....
Keşke elimizde bir sihirli sopa olsak zaman zaman gidebilsek o günlere...
esas mutluluk onlarmış, o tatillermiş...
keşke ama keşke aynı saflıkla mutlulukla yine kumdan kaleler pastalar yapabilsek büyümüşlüğün pisini derdini tasasını düşünmeden büyümeden... keşke.....
